online pharmacy without a prescription
Bingöl SOLHAN - >> Yüzenada Haberleri >> Hürriyet, Bingöl ile Yüzenada'yı tanıttı
  Giriş / Yeni Üyelik
:: Ana Sayfa  ::  Foto Galeri  ::  Solhan  ::  Hesabınız  ::  Forumlar  ::
Solhan.Net
 Ücretsiz Üye Olun
 Favorilere Ekleyin
Ana Menü
 Ana Sayfa
 Forumlar
 Foto Galeri
 Videolar
okkucuk.gif Köylerimiz
okkucuk.gif Yüzenada
okkucuk.gif Bingöl Hakkında
null.gif ________________
 İSLAM KÖŞESİ
 Kur'an Alemi
 Hadisler
 Siyer-i Nebi
 Büyüklerimiz
 İslam Tarihi
null.gif ________________
 HİZMETLER
 Haberler
 Haber Ekle
 Şiir Evi
 Programlar
 Linkler
 Anketler
 E-Devlet
okkucuk.gif Zazaca
null.gif ________________
 ÜYELER İÇİN
 Hesabınız
 Özel Mesaj
 Üye Listesi
 Messenger
null.gif ________________
 Solhan.NET
 Bize Ulaşın
 Site Haritası
null.gif ________________
Mezunlar Bölümü


Bu bölümde yer alan eski arkadaşlarınıza ulaşabilir ve kendinizi ekleyerek onların size ulaşmasını sağlayabilirsiniz.
Tıklayın!
Üye Menüsü
Merhaba Misafir

Henüz üye değilseniz, Buraya tıklayarak ücretsiz kayıt olabilirsiniz.

Üye Adı:
Şifre:
Giriş:

Üyelik
Son 5 Üye:
Dec 14, 2017ewisare Dec 14, 2017arehuzi Dec 14, 2017ufucuxu Dec 14, 2017odiburyxu Dec 14, 2017ywijum  Bugün: 6
Dün: 15
Bekleyen Üyeler :177
Toplam: 14412

Şu An Bağlı
Ziyaretçi: 76
Üye: 0
Toplam: 76

İstatistikler
 Bugün   :12559
 Dün      :30692
 Toplam :49162540
İsrail'i Boykot Et
Reklam
Kimler Sitedeydi?
ewisare: 18 dakika önce
arehuzi: 1 saat, 5 dakika önce
ufucuxu: 1 saat, 33 dakika önce
susier50: 2 saat, 45 dakika önce
odiburyxu: 6 saat, 6 dakika önce
ywijum: 6 saat, 24 dakika önce
ahyky: 7 saat, 27 dakika önce
ohugajuz: 9 saat, 28 dakika önce
ynovihu: 9 saat, 38 dakika önce
ebahegavu: 10 saat, 22 dakika önce

Uzaydan Solhan
Büyük resim için tıklayın.
Uzaydan Solhan
Ayrıntılı görmek için resme tıklayın!

Sözlük


16 Dilde Çeviri





Link İstatistik
Toplam Link: 72
Toplam Kategori: 7
Toplam Ziyaret: 64509

Yeni Eklenen
Siteler

· 1: SOLHAN EĞİTİM DERNEĞİ
[Hit: 494]

· 2: www.cevatkose.com.tr
[Hit: 420]

· 3: Netfaresi.org
[Hit: 643]

· 4: Sukyon Köyünün Web Sayfası
[Hit: 445]

· 5: Online İlan Yönetim ve Takip Sistemi
[Hit: 781]

· 6: Solhan.org
[Hit: 1238]

· 7: By Elcewad
[Hit: 631]

· 8: Yazılım-Donanım-Php-Asp-linux
[Hit: 530]

· 9: Omeran.Net
[Hit: 807]

· 10: careerjet.com.tr – Türkiye'deki bütün iş ilanları
[Hit: 839]


En Çok Ziyaret
Edilen Siteler

· 1: Bingolonline.com
[Hit: 2453]

· 2: Solhan'ın İnteraktif Sitesi
[Hit: 2376]

· 3: Murat Köyü
[Hit: 1941]

· 4: Ab-ı Hayat
[Hit: 1930]

· 5: Ş. K. Ersin Ateş İlköğretim Okulu
[Hit: 1757]

· 6: Bingöl Emniyet Müdürlüğü
[Hit: 1685]

· 7: Girvas Web Sitesi
[Hit: 1669]

· 8: Solhan Atatürk İlköğretim Okulu
[Hit: 1610]

· 9: irfanreklam
[Hit: 1551]

· 10: Genç Belediyesi
[Hit: 1526]

Destekleyenler
 Canliradyo.gen.al

NOT: Üyeler ve misafirler tarafından yazılan tüm yorumlar sahiplerine aittir ve sitemiz sorumlu tutulamaz.
Hürriyet, Bingöl ile Yüzenada'yı tanıttı
Tarih: 01.08.2007 Saat: 21:10 Gönderen: Murat-Bayar

Yüzenada Haberleri
Geçtiğimiz günlerde Yaşam için Sivil Toplum Derneği tarafından Bingöl'e davet edilen gazeteci ve turizmciler Bingöl'ü ve Yüzenada'mızı tüm dünyaya tanıtmaya balşadı. İşte Hürriyet'in haberi:


 Ben, gamlı, donuk kış güneşi, / Çıplak dallarda, sessiz dinleniyordum, / Köyleri, yolları, dağı taşı/ Isıtıyor, avutuyordum./ Bir köy gördüm ta uzaktan, /Dağlar ardında kalmış bilmezsiniz, / Kar örtmüş, göremezsiniz karanlıktan / Yalnızlıkta üşür üşür de çaresiz.

Türk Edebiyatının büyük ismi Ceyhun Atıf Kansu, belki de yaşamındaki en acı ve çaresiz olayı bu dizelerle anlatmaya çalışmıştı. Hasan Ali Yücel’in yakınıydı ve çocuk doktoruydu. Bingöl’ün bir dağ köyünde yedek subay olarak askerlik yaptığı sırada, karlı bir kış gününde şairin bulunduğu köyde kızamık salgını baş göstermiş.Ve bir gün içinde tam  yirmi üç çocuk ölmüş. Yan yana dizilen küçük cansız bedenler şair doktoru dayanılmaz acılara itmiş, yaşanan trajedi dizelerde şöyle devam etmişti.

Ben gördüm bu köyü, damlarının altında, / Çocukları kızamuk döküyor. / Gözleri, göğüsleri, yüzleri, ah bırakılmış tarla, /Gelincikler arasından öyle masum bakıyor.

Bir doktorun çaresizliğinde ve şair bir ruhun kederli dizelerinde belki de hayat bulacaktı bu yirmi üç küçük ölüm. Ama öyle olmadı. Bingöl, bir kapalı kutu gibi açılmadı, kenarda bir yerde kaderine terk edilip bırakıldı öylece. Dizeler devam etmiş;

Habersiz hepsi, kızamuktan ve ölümden, / Kirli yüzlerinde açan ölümden habersiz. / Alilerin kızı Emine’yi gördüm, / Öldü…Yusufların Kadir öldü, emmisinin Durdu öldü. / İkindiye doğru evlerine vardım, / Gördüm Döne öldü, Ali öldü, Dudu öldü. / Bir saydım yirmi üç çocuk / Ah,Güllü Güllü Gülizar öldü.

Günümüzde Bingöl adı terörle birlikte anılıyor. Her gün yüreğimize düşen kor ateşin büyükçe alevleri ne yazık ki bu kentten de yükseliyor. Ve Bingöl, gidilmeyen, dinlenmeyen, sevilmeyen bir kent değil adeta bir köy gibi öyle uzaklarda bir başına bekliyordu. Hala, şairin yüreğini sızlatan köyden farksız bir kent gibi Bingöl. Halbu ki giden konuklarla birlikte gördük ki halk olanları desteklemiyor. Tek istekleri barış içinde yaşamak. Eşit koşullardan faydalanmak istiyorlar. Çalışıp üretmek, okumak, özgür bir birey olarak ayaklarının üzerinde durmak istiyorlar. Devletin yaptırdığı bir okul yıkılıp çocuklarına mezar olmasın gibi masum, insana özgü istekleri var. Geçmişe bir sünger çekip, gelecek güzel günlere yelken açmak istiyorlar.  

Kentin bu makus talihini değiştirmek isteyen ve çalışan insanlar kolları sıvayıp, “Yaşam İçin Sivil Toplum Derneğini” kurmuşlar. Sahip olduklarının farkındalar. İlin turizm olanaklarını görmüşler. Dernek yetkilileri İbrahim ve Mahmut Duyankara ile diğerleri geçtiğimiz günlerde çok sayıda basın mensubu ve turizmciyi “Karlıova Güneşin Doğuşu Festivaline”davet edip ağırladılar.
 
Yaşadıkları bölge Fırat havzasının üst tarafındaydı. Verimli ovalar, zengin dağlar, gürül gürül akan sular vardı. Doğa ve Kültür turizminde inanılmaz olanaklara sahip bir kentti Bingöl. İnsanı, sevecen ve sabırlıydı. Kahır çekmesini biliyor, azla yetiniyor, acının izlerini silmeyi başarıyordu.

Gördü kış güneşi, gamlı ve donuk / Daldı oğlanlar, çiçekti kızlar, öldü. / Gamlı türkümle tepeden aşağı bıraktım, /  Bıraktım kendimi düşesiye, ölesiye. / Bu acıdan sonra nasıl doğacaktım. / Nasıl dönecektim aynı köye?/ İniyor ve kar altında örtüyordum, / Bu çocukları, bu habersiz çocukları, /Görmediniz, anlatamam, ürperiyorum, / Bir şey demek için açılmıştı dudakları.

Bingöl isminin Evliya Çelebi’ye ait olan hikayesi en çok bilinenidir. Bir avcı öldürdüğü kuşu yıkamak için suya daldırınca kuş canlanıp uçar. Avcı, bir müddet sonra suyun ab-ı hayat olduğunu anlayıp ölümsüzlüğe erişmek amacıyla aynı gölden su içmek ister. Ama, bir anda kaynağın bin parçaya bölünerek çoğalmasından, hangisi olduğunu anlayamaz. Çok bilinen bu hikayenin Bingöl’e yakışan tarafı, sahip olduğu bakirliğidir. Yoksa, Bingöl’ün ilk isminin temiz su anlamına gelen Cebel-cur olduğu, söylenerek Çapakçur’a dönüştüğü, “göller bölgesi” anlamında “Mingöl” olarak da anıldığını biliyoruz. Hatta, avcı hikayesinde ki avcının yerine Büyük İskender’in adının geçtiği kayıtlar da vardır.

Davetli basın mensupları ve turizmciler Bingöl’de üç gün geçirdiler, Festivalin amacı, yöreyi ve güzelliklerini abartısız göstermekti. Bu şehrin bakir coğrafyasında ki umudun tohumlarını turizmin bereketine serpiyorlardı. Başarılı olunabilirmiydi? Bu kadar muhteşem ve saf bir doğada olmayacak da nerede olacaktı? Neler yapılmazı bu kirlenmemiş su kaynaklarında, bitki ve hayvan çeşitliliğinde, içinde barındırdığı göçer kimlik kültüründe. Karlıova’da güneşin doğuşunu seyretmek, termal sularda yıkanmak, hepsi ayrı ayrı birar destinasyondu. Doğanın kucağında kısa bir mola, insan ruhuna nasıl bir dingillik katmazdı ki. Mağaralarında gezmek, henüz bilimsel bir araştırma yapılmadığından gün yüzüne çıkartılmamış Urartu Antik Yolunun izlerini sürmek hangi doğa ve kültür turizmi aşığını mutlu etmezdi? Ya küresel ısınmaya rağmen hala lapa lapa yağan kar, yüksek tepeler, ve dünyada bulunan yüzen adaların en güzel örneği olan Yüzen Adasıyla turizmi çeşitlendirmede neler yapılamazdı bu yörede? Ceyhun Atıf Kansu, “Kızamuk Ağıdı” adını verdiği şiirini uzun uzun yazdıktan sonra, şu dizelerle devam eder;
 
Ah, ben gamlı kış güneşi, aydınlığın / Bütün suçlarını kalbimde taşırım. / Görerek ah, görerek, bilerek bir yığın / Karanlık gündüzün üstünde yaşarım.

Dernek yetkilileri, misafirlerini bir gece de, ay ışığında, doğanın koynunda yatırdılar. Basın mensupları ve turizmciler yaklaşık üç saat süren bir yolculukla, taşlı topraklı bir yoldan uçsuz bucaksız Bingöl Ova’larını aştılar. Tepelerin ardında 3200 metre yükseklikte kurulu olan çadırlara ulaştılar önce. Ay ışığının aydınlattığı ovanın bir kıyısında, yüksekçe bir tepenin eteğinde yakılmış büyük ateşlerin çevresinde tatlı sohbetlere daldılar. Kütüklerin üzerine oturtulmuş kocaman tencerelerde pişirilen eti ve pilavı yaramaz çocuk sabırsızlığıyla beklediler. Köz kokulu çaylarla ısınmaya çalıştılar. Bingöl’lüler, çevrelerinde yüzlerce kişilik halaylarla türkü söylüyorlardı. Her dilden söyleniyordu türküler, ama müziğin evrensel dilinde bütün gönüllerde kabul görüyordu o gece.

Her mevsim dolanıp geldiğinde bu köye /Gücük ayda, kar örtülü bu ovada / Utancımdan, hıncımdan yaş dökerek böyle, /Gamlı ve perişan asılı duracağım havada.

Gündüz yaşanan 43 derecelik sıcaklıktan sonra, Karlıova Dağlarının eteğinde saatler geçtikçe ısı düşmeye ve çevre halkıyla birlikte gelen misafirler de battaniyelere sarılıp bir birlerine benzemeye başladılar. Ay, gece boyunca onları hiç terk etmedi. Her kes biliyordu, inanılmaz derecede ıssız olan bu tepelerin aralarında Beritan Aşiretinin çileli yaşamlarına ait obalar kuruluydu her gece olduğu gibi bu gece de. Bu duygu, Bingöl’ün soğuk sularından içen, dağ rüzgarlarıyla üşüyen, kızgın güneşi altında ter döken büyük kentin yorgun bedenlerine, doğanın inanılmaz enerjisini ve cesaretini yükledi. Geldikleri büyük şehrin, asfaltından yansıyan sıcağından, çaresizlikle katlandıkları gürültüsünden, bir beton tabuta dönüşüp korku salan yapılaşmasından arınıp bütünleştiler o gece doğayla. Ve insanın nereden geldiğini ve ne kadar acımasız bir yolu kat ettiğini gördüler. Bingöl, ara ara kalkıp gidilecek bir umut, insan olduğumuzu hatırlatacak bir liman olabilirdi hepimiz için. Mutlaka böyle olmalı ve bu şekilde korunmalıydı. Şair, mısralarını şöyle noktalamış;

İkindiye doğru bırakıp kendimi /Bu küçük mezarların üstüne, / Bilmeyeceksiniz perişan çaresiz halimi, / Gül diyeceğim, gül dereceğim, gül üstüne, / Yol kıyısında yirmi üç çocuğun mezarı. / Ah diyeceğim, ah dökeceğim yol üstüne.

Hiçbir yapılaşmanın bulunmadığı yaylada, gecenin ortasında, saat üç sıralarında çadırlarda uyuklayanlar da halayla yorulanlar da neşeyle yine battaniyelerine sarınıp,  yaklaşık 100/150 metre yüksekliğindeki dik tepeyi tırmanmaya başladılar. Yürüyenlere ay da eşilk ediyordu. Ayaklarının altındaki bakir toprak bedenlerine bir enerji katıyordu. Tepe aşıldığında, henüz güneş dağların ardından sadece ışıklarıyla bir kızıllık yaratmışken, aşağıda ovanın irili ufaklı gölleri karşıladı onları. Volkanik bir bölge olan Bingöl Tepelerindeki irili ufaklı taşlarla kimisi kendisine  harçsız sıvasız kulübecikler ördü. Kimisi de battaniyesine sarınıp  mor, pembe, beyaz renkli çiçeklerle kaplı (Temmuz ayı sonu olmasına rağmen) toprağın bağrına uzanıverdi. Ve yüzlerce insan, neşeli bir birliktelikle tan vaktinde Bingöl Karlıdere tepelerinden güneşle buluşmayı heyecanla beklemeye başladılar.

Grup, bir gün önce de  Solhan’da ki Yüzen Ada’ya gitmiş, dünyadada ki örneklerinin en iyisi olan bu suyun ve toprağın birlikte var ettiği güzelliğe hayran kalmışlardı. Ama, güneşin doğduğu tepede bir başka şey vardı. Doğa ve insanın uyumlu birlikteliği. Bu birliktelik adeta bir umuda yolculuk yaptırmıştı her kese. Dünya, bu yayla kadar küçülse ve insanlar doğayla ve birbirleriyle böyle uyumlu olabilselerdi bu günkünden daha kötü bir yerlerde mi olurlardı acaba?

Güneşin doğuşu bu defa usta şairin dizelerindeki hüznü barındırmadan şehirden gelenlere çok şeyler anlattı bu bir gecelik organizasyonla.

Bingöl, bir doğa merkezi olabilecek özelliklere sahip bir kentti. Bozulmadan kalabilmeyi becerebilirse her kes için gidilip görülmesi gereken yerler sıralamasına girebilirdi. Meşe Palamudu ormanları yeşilin değişik dokusuna iyi bir örnekti. Halk türkülerine hayat veren turnaların memleketiydi Bingöl. Küreselleşmenin sersemlettiği konuklar, Temmuz sonunda, vadide gördükleri küçük kar birikintileriyle umutsuzluklarına küçük bir umut penceresi araladılar. Uçsuz bucaksız ovaların sarı çiçekleri Mayıs ayı için önemli ipuçları verdi. Bingöl doğaldı ve bu kapalı kutu henüz bozulmamış, kendisini olduğu gibi korumuştu.

Ben de, Bingöl’ün bir dağ köyünde doğmuştum. Orayı, uzaklardan ama yüreğimin içinde hissederek yaşamıştım. Gitmesek de görmesek de o yer bizim yerimizdir demeden sessizce izlemiş bazen aynı sessizlikte anlatmaya çalışmıştım. Üç gün için olsa da tekrar gidip gördüm. Bir turizmciydim. Büyük bir zenginlik içinde yaratılan  yoksulluğun istenirse yenilebileceğini gördüm. Ümitlendim. Ama, çok dikkatli davranılması gerekiyordu. Yanlış yapılacak bir turizm hareketi, kenti bir felaketin eşiğine getirebilir ve son umut kalesi elden çıkabilirdi. En az elli sene sonrası görülerek yapılacak planlamalarla turizme açılması halinde bu makus talih değişebilecekti. Bingöl, Mas turizmi için uygun bir kent değildi. Asfalt yollar, termal kaynaklarda yapılacak büyük oteller geriye dönüşü olmayan kayıplar yaratabilirdi. Kesinlikle bir doğa merkezi olmalıydı Bingöl. Kültür turizmine açılabilmesi için de öncelikle bir takım Arkeolojik çalışmalar yapılmalıydı. Ama fazla aceleci davranıp zayiat yaratılmadan yapılmasında da fayda olacaktı. 

Üç günlük gezi adeta bir kentin umut yolculuğuna dönüşmüştü. Bingöl’e  doğacak güneşin, Karlıova tepelerinden izlenecek günlerin umuduyla indim 3250 metrelik yükseklikten aşağılara. Ve, büyük usta Ceyhun Atıf Kansu’nun içimizi acıtan şiiri sonrasında Bayburtlu şair Kemalettin Kamu’nun dizeleriyle bitirmeliydim bu yazıyı. Yıllar öncesinde kaleme aldığı ünlü “Bingöl Çobanları" şiiriyle. Beritan Çobanlarının sıcak sohbetlerine, meşakkatli hayatlarına ve Bingöl’le ilgili gelecek günlere bir gönderme olsun bu dizeler. Ve bundan sonraki şairler, Bingöl'ü buram buram mutluluk kokan dizelerle anlatsınlar.

 Nasıl yaşadığından, ne içip yediğinden, / Çıngırak seslerinin dağlara dediğinden / Anlattı uzun uzun./ Şehrin uğultusundan usanmış ruhumuzun / Nadir duyabildiği taze bir heyecanla, /Karıştım o gün bugün bu zavallı çobanla / Bingöl yaylalarının mavi dumanlarına, /Gönlümü yayla yaptım Bingöl çobanlarına.

Yazı : Bilsen GÜRER

Bu Haberi Paylaş




 
Google Reklamları

Seçenekler

 Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu tutulamayız.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun

Re: Hürriyet, Bingöl ile Yüzenada'yı tanıttı (Puan: 0)
Gönderen: Misafir Tarih: 02.08.2007 Saat: 11:42
yani artık birşeyler yapsın lar hep terörü bahane ediyorlar yani kendi kendini kandırıyorlar ben bir solhanlı olarak türkiyenin enkıymetli ilçelerinden biri diye düşünüyorum ama kimse kıymetii bilmiyor...saygılar ve sevgiler..mersinden..



Re: Hürriyet, Bingöl ile Yüzenada'yı tanıttı (Puan: 0)
Gönderen: Misafir Tarih: 03.08.2007 Saat: 00:17
gole kulink



Re: Hürriyet, Bingöl ile Yüzenada'yı tanıttı (Puan: 0)
Gönderen: Misafir Tarih: 04.08.2007 Saat: 21:22
bence bu guzelıkler gun gectıkce kuresel ısınma ne denıyle elımızden ucup gıdecek kıymetını bılmek lazım en kısa zaman da bırseyler yapmak lazım özelıkle genclerı oraya baglayan ısler yapmak lazım



Re: Hürriyet, Bingöl ile Yüzenada'yı tanıttı (Puan: 1)
Gönderen: karizmatik_zaza_23 Tarih: 06.08.2007 Saat: 14:03
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
gün gelecek herkes solhanın kıymetini anlayacak ama iş işten gecmiş olacak solhanlı biri olarak bu ilçenin kıymettinibilmeli ve önlemini almalıyız eğer gelişmek ve türkiye de terör bodrum gibi nam yapmak istiyorsak teröre son demeliyiz doğu hep terörle anılıyor ama inanıyorum ki doğudaki güzellik türkiyenin hiç bir yerinde yok



Re: Hürriyet, Bingöl ile Yüzenada'yı tanıttı (Puan: 1)
Gönderen: sedatzorba Tarih: 09.08.2007 Saat: 21:14
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
güzel



Re: Hürriyet, Bingöl ile Yüzenada'yı tanıttı (Puan: 1)
Gönderen: gece_sairi_mahfuz Tarih: 19.08.2007 Saat: 13:22
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
hurrıyet gazetesıne boyle bır doga guzellıgı tanıttıgı ıcın tesekkur ederım gercekten bıngol patlamaya hazır bır doga turızm bolgesı olarak goze carpmaktadır

hurrıyet gazetesıne tesekkurler
eyvallah






gece_sairi_m@hotmail.com



Haberler

 
Bilgi Bankası
İnteraktif Bölümler İslam Köşesi

 
Hesabınız
 Solhan Haberleri:Bingöl Hakkında Telefon Rehberi:Haber Gönder Haber Arşivi Kur'an-ı Kerim:Üyelik Ol
 Bingöl Haberleri:Köylerimiz Hakkında Ziyaretçi Defteri:Köşe Yazıları TV-Radyo Hadis Alemi:Üye Girişi
 Köy Haberleri:Yüzenada Hakkında Mezunlar Sayfası:Müzik Kutusu Video
Siyer-i Nebi:Şifremi Unuttum
     Şiir Evi Hikayeler İslam Tarihi:Özel Mesajlarım
 

  

 

  

 

 

  

 


© 2006-2012 Tüm Hakları Saklıdır. Solhan.Net |
Bu sitede kullanılan resimler, metinler ve diğer tüm içerikler ancak Solhan.Net kaynak gösterilmek suretiyle kullanılabilir.
Websitemiz PHP-Nuke © 2005 Kodlarına Sahiptir.