online pharmacy without a prescription
Bingöl SOLHAN - - Neden HÜDA PAR?


Neden HÜDA PAR?
Tarih: 08.04.2013 Saat: 13:13
Konu: Solhan Haberleri


Hüda Par Genel Başkan Yardımcısı Özdemir, Hür Dava Partisi’nin neden kurulduğunu, partinin Hizbullah Cemaati ile ilişkisini, dini referans alan ve Kürtleri temsil ettiğini ifade eden diğer partilere alternatif olup olmadığını ve barış sürecinden yerel seçimlere kadar birçok konuda kamuoyunun merak ettiği konularda açıklamalarda bulundu.

Solhan Haber Gazetesi, 2012 Aralık’ta İçişleri Bakanlığı'na verdiği dilekçe ile resmen kurulan Hür Dava Partisi (Hüda Par)’ın Arge`den Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Necat Özdemir ile bir röportaj yaparak partinin kuruluşundan stratejisi ve Hizbullah Cemaatine yakınlığı ve gündeme dair bazı konularda kamuoyunun merak ettiği sorulara cevap aradı.

Hür Dava Partisi neden kuruldu?
Hüda Par’ın neden kurulduğu ve parti stratejisini açıklayan Hüda Par Genel Başkan Yardımcısı Özdemir, “Ortaya çıkan her yeni bir şey genellikle ihtiyaç üzerine ortaya çıkıyor. Hür Dava Partisi de bir ihtiyaca binaen kurulmuştur. Bizce siyasal anlamda halkımızın temsiliyeti konusunda bir boşluk vardı ve bu boşluğun doldurulmasına ihtiyaç vardı. Hür Dava Partisi de bu boşluğu doldurmak amacıyla ortaya çıktı. Hür Dava Partisi; yerel dinamiklerden beslenerek halkımızın temel değerlerini esas alarak, siyasetin merkezine halkımızın temel değerlerini oturtarak ki bunların başında halkımızın 1300 yıldır inancını temsil eden İslamiyet geliyor. Halkımızın temel değerlerini siyasetin merkezine oturtarak, bunları esas alarak ve prensip edinerek bu halka her alanda götürebildiğimiz nisbette hizmet götürme stratejisiyle, hedefiyle, gayesiyle hareket edecektir inşallah.” dedi.

“Biz de siyasetin şerrinden Allah’a sığınıyoruz”
“Siyasetin şerrinden Allah’a sığınırım” diyen Bediuzzaman Said-i Nursi’nin sözü hatırlatılan ve zamanın aliminin siyasete bakışına karşılık siyasette dini referans alan bir parti olan Hüda Par’ın bu sözü nasıl değerlendirdiği sorusu üzerine Özdemir, “Bedi-u Zaman Hazretleri o sözü Osmanlı döneminde söylemiştir. Osmanlı’nın son döneminde siyasal partiler oluşmuş ve o siyasal partilerin oluşması ile çok ciddi tarafgirlik, hizipçilik ortaya çıkmıştır. Bedi-u Zaman “Siyasetin şerrinden Allah’a sığınırım” sözünü şöyle açıklıyor: “Ben o dönemde o ortamda gördüm ki; bir siyasi partide olan bir insan kendi Salih bir muhalifini şeytan gibi görüyor, kendinin şeytan gibi olan bir taraftarını da melek gibi görüyor. Bunu görünce de “Siyasetin şerrinden Allah’a sığınırım” dedim diyor. Biz de böyle bir siyasetin şerrinden Allah’a sığınıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Özdemir, “Biz tamamen halkımızın temel değerlerini, en başında da inancını referans alan bir partiyiz”
Dini referans olarak kullanan Saadet Partisi ve bazı kimselerce de AK Parti olmasına rağmen dini referans olarak gören bir partiye ihtiyaç olup olmadığı hususunda Özdemir, şunları söyledi: “Bizden evvel siyasi referansa atıfta bulunan tek parti vardı. Milli görüş harekâtının siyasi uzantısı olan Saadet Partisi vardı. Ak Parti’nin hiçbir zaman böyle bir iddiası ve atıfı olmadı. AK Parti’nin kadrolarına baktığımızda homojen kadrolar ortada yoktur. Çok farklı cenahlardan, çok farklı fikirlerden, milliyetçilikten olsun, demokrat parti geleneğinden olsun, ANAP ve benzeri parti geleneğinden olsun çok farklı cenahlardan insanların bu partide yer aldığını görüyoruz. Ak Parti’nin başından bu yana hiçbir zaman kendisini dini referans olarak gören bir parti olarak tanımlandığını görmüyoruz. Kendisini muhafazakâr demokrat olarak tanımlamış bir partidir. Bizim kendimizi muhafazakâr demokratik olarak görme durumumuz söz konusu değildir. Biz tamamen halkımızın temel değerlerini, en başında da inancını referans alan bir partiyiz. Adaleti, özgürlüğü, eşitliği esas alacak ve bunların ikamesine çalışacak bir parti olacağız inşallah.”

Özdemir, “Biz hiç kimseye alternatif olarak ortaya çıkmış bir parti değiliz”
Hüda Par’ın Özellikle Doğu Anadolu ve Güney Doğu Anadolu bölgelerinde AK Parti ve BDP’nin etkili olduğu alanlarda daha çok teşkilatlanma çalışmalarının Hüda Par’ın AK Parti veya BDP’ye alternatif olarak değerlendirilmesi hususunda Özdemir, şunları kaydetti: “Biz hiç kimseye alternatif olarak ortaya çıkmış bir parti değiliz. Partideki yetkili arkadaşlarımız başından beri dillendiriyorlar; Biz temelde sistemin sapkın, çarpık uygulamalarına itiraz üzerinden ortaya çıkmış bir partiyiz. Ne Ak Parti’ye ne de BDP’ye alternatif olarak ortaya çıkmış bir parti değiliz. Ak Parti’nin de BDP’nin de doğrularını tebrik eder onları alkışlar ama yanlışlarında onları da eleştirir, onların da olmaması gerektiğini söyleriz. Bizim Doğu Anadolu ve Güney Doğu Anadolu bölgelerinde teşkilatlanmalarda bulunmamızın temel nedeni; bu halkın bize olan teveccühünden kaynaklanmaktadır. Bizim bu tür bir endişemiz veya bu tür bir yönelimimiz yoktur. Bizim sadece bu bölgede örgütlenelim diye bir hedefimiz yoktur. Bizim amaçlarımıza, ilkelerimize, prensiplerimize teveccüh eden kadroların olduğu her yerde teşkilatlanmak üzere yola çıkmış bir hareketiz. Doğu bölgelerinden teşkilatlanmak için daha çok teveccühle karşılaşmaktayız ama bununla beraber ülkenin batısında da (İstanbul’da, İzmir’de, Konya’da, Kocaeli’de, Bursa’da) teşkilatlarımızı kurmuş durumdayız.”

Mili Görüşün Siyasete girmesi ile bugün arasında ne değişti?
Eski Başbakanlardan Merhum Necmettin Erbakan’ın Lideri olduğu Milli Görüş Harekâtı’nın sistem içinde siyaset yapmasını doğru bulmayan bir yapının siyasi partileşmesini nasıl değerlendiriyorsunuz? O zaman ki durum ile şimdi arasında ne değişti? Soruları üzerine Özdemir şu ifadeleri kullandı:
“Biz ülkedeki cemaatlerin, tarikatların bugün de partileşmesini tasvip etmiyoruz. Biz, partilerin parti olarak kendi işlerini kendilerine has bir alanı seçmeleri dolayısıyla o alanda çalışmaları gerektiğine inanıyoruz. Tarikatların, cemaatlerin, derneklerin, sivil toplum kuruluşlarının da kendilerine has faaliyet alanlarında faaliyetlerini yürütmeleri gerektiğini düşünüyoruz. Elbette dini hizmette bulunan insanların, dini anlamda, manevi anlamda, inanç anlamda aydınlanmasına çalışan tarikatların, cemaatlerin siyasal anlamda bir takım tercihleri de bulunacaktır. Ancak o tarikatların, cemaatlerin o tercihlerinin olması onların partileştiği anlamına gelmemelidir. Biz de bu anlamda herhangi bir cemaatin partisi değil, Hüda Par olarak siyasal bir partiyiz. Partimize teveccüh eden herkesin desteğine oyuna talibiz. Bunun içerisinde çok farklı tarikatlar, cemaatler ve sivil toplum kuruluşları bulunabilir. Biz onların kendi faaliyetlerine hizmetlerine devam etmelerini istiyoruz ve bunu teşvik ediyoruz. Atıfta bulunduğunuz cemaat kendi faaliyetlerini kendi vazifelerini devam ettiriyorlar. Biz de siyasi parti olarak bir partinin yapabildiği ve yapması gereken faaliyetlerde bulunacağız. Hizbullah cemaatinin tamamen siyaseti reddettiği gibi bir duruşu olduğunu ben duymadım bilmiyorum. Ancak konjonktürel şartlar dolayısıyla siyasete rağbet etmediği bunu onaylamadığını görebiliyoruz. Bir örnek olarak; o dönemin şartları gereği devletin içinde örgütlenmiş bir kısım odakların diledikleri anda sizin siyasal anlamda bütünüyle yerle bir edebileceğini, onlara el koyabileceğini dile getirerek siyasal alanda bir örgütlülüğün faydalı olmadığını söylüyorlardı. O tür bir itiraz geliştiriyorlardı. Nitekim 28 Şubat darbesiyle beraber Milli Görüş Hareketinin hemen hemen bütün varlığına, kazanımına bir şekilde el konulmuş ve büyük bir mağduriyet ortaya çıkarılmıştır. Biz o konjonktürün değiştiğini düşünüyoruz. Yeni bir dünyadayız, yeni bir zemindeyiz, yeni bir konjonktürdeyiz. Dolayısıyla bu konjonktürde dini referans alan, İslami, bu halkın temel değerlerini referans alan bir partiye olan ihtiyacın çok şiddetli olduğunu düşünüyor ve o yüzden böyle bir parti olarak halkımızın karşısına çıkıyoruz.”

Saadet Partisi ile ortak hareket etmeyi düşünüyor musunuz?
Dini referans alan Saadet Partisi ile birlikte siyaset yapma durumunun olup olmayacağı konusunda ise Özdemir, “Bu tür hususlar elbette ileriki süreçte konuşulur müzakere edilir ve bir kısım mutabıklara varılabilir. Bir kısım işbirliklerine gidilebilir. Bunlar olmayacak şeyler değildir. Neticede bizim gayemiz halkımıza hizmet etmektir. Halkımıza hizmet etmek için bütün vasıtalarla/araçlarla müracaat etmeyi, onlara başvurmayı meşru olduktan sonra kendimiz için münasip görüyoruz. Uygun olduktan sonra bütün birlikteliğe mutabakatlara varız ama şuanda partimizin gündeminde o tür bir durum söz konusu değildir.” dedi.

Hizbullah Devlet eli ile mi kuruldu? Hüda Par, Hizbullah’ın devamı mıdır?
Kamuoyunda sıkça dillendirilen Hür Dava Parti’sinin Hizbullah Cemaatinin bir devamı olduğu ve Hizbullah Cemaatinin ise Devlet eli ile kurulan bir yapı olduğu konularında görüşlerini açıklayan Özdemir, Bu konuda hem bölgede yaşayan biri, hem araştırmacı gazeteci kimliği ve hem de Hizbullah Cemaati dosyalarına bakan bir hukukçu olarak açıklamalarda bulundu.
Özdemir, “Neticede siyasi partiler toplumun içerisinde var olan kitleselleşmiş bütün cemaatlere, tarikatlara ve bütün sivil toplum kuruluşlarına hitap eder ve onların desteğini almaya çalışırlar. Dolayısıyla bizim partimizin Hizbullah Cemaati’nin –ki bölgenin en kitlesel hareketlerinden biri olarak karşımızda bulmaktayız- tabanından teveccüh görmesi destek alması bizim partimiz açısından bir kazanım olarak değerlendirilebilir. Böyle bir şey olursa güzel olur. Hizbullah’ın devlet eli ile çıkarılması hususunda gazeteci araştırmacı kimliğim ve o davadan yargılanan birçok kişinin dosyalarına bakan bir avukat olarak ifade edeyim. Hizbullah’ın Devlet ile organik bir ilişki içerisinde ya da duygusal bir yakınlık içerisinde bulunduğuna ilişkin en ufak bir delil bir emare söz konusu değildir. Bu tamamen bir camiayı karalamak, bir camianın yok edilmesine zemin hazırlamak, onu meşrulaştırmak için onun muhalifleri tarafından yapılan propagandalardır, uydurulmuş bir tür ithamlar, iftiralardır diye düşünüyor öyle değerlendiriyorum. Nitekim sırf Hizbullah mensubu olduğundan dolayı ya da öyle değerlendirildiğinden ötürü, camilerde Kur’an dersi verdiğinden ötürü binlerce insanın –ki emniyet kayıtlarından 25 bin insanın- mahkemelere sevk edildiğini, uzun süre tutukluluk hali yaşadıklarını ve bugün de yine Hizbullah dosyalarından 300’ün üzerinde tutuklunun bulunduğunu ve bu tutukluların bir çoğunun 20 sene üzerinde hapis yattığını biliyoruz. Dolayısıyla; Devletin Hizbullahla herhangi bir organik, düşünsel, duygusal yakınlık içerisinde bulunduğunu söylemek hiçbir suretle akılla bağdaşılır bir durum değildir.”

“PKK’nın muhatap alınmasını doğru buluyoruz ama …”
Özdemir, Barış sürecinden devletin PKK’yı muhatap almasını ve bölgede başka yapıların muhatap alınıp alınmaması ile ilgili ise şu değerlendirmelerde bulundu:
“Biz Hüda Par olarak Hükümetin silahların susması, silahlı güçler arasındaki çatışmaların sona erdirilmesi hususundaki girişimlerini destekliyor ve doğru buluyoruz. Bu anlamda silahların susturulması için PKK’nin muhatap alınmasını da doğru buluyor bunda bir sorun görmüyoruz. Ancak hükümetin uyanık tüccar rolüne bürünerek az sermaye ile, az ürünle bir kazanca gitmek, bir rant sağlamak içerisinde bulunduğunu söylememiz mümkündür. Yani bir tarafta PKK var, silahlı bir çatışma var, hayatını kaybeden insanlar var. Bunların durması susması lazım, bu hepimizin yararına olan bir şeydir. Öte taraftan en az yüzyıldır Kürtlerin insan olmaktan kaynaklı, millet olmaktan kaynaklı haklarının gaspına ilişkin bir mağduriyet, mazlumiyet tablosu var. PKK bu mağduriyet tablolarının neticelerinden sadece bir neticedir. Dolayısıyla siz bu büyük bir tabloyu sadece küçük bir neticeye indirgerseniz burada uyanık bir tüccar rolüne bürünmüş bir tür rant siyaseti gütmüş olursunuz. Biz bu anlamdaki yaklaşımı doğru bulmuyoruz. Hükümetin PKK’nın sınır dışına çekilmesi olsun, silahların bırakılmasına ilişkin görüşmelerini doğru bulmakla beraber, hükümetin Kürt meselesinde başkaca hiçbir tarafla görüşmemesini, onların muhatap almamasını, özellikle bölgede çok ciddi anlamda halk desteği bulunan büyük cemaatleri, tarikatları, siyasal hareketleri, sivil toplum kuruluşlarını muhatap almayışını, onlarla herhangi bir müzakere içerisine girmemesini bir uyanıklık olarak değerlendiriyoruz. Bunun bir sonuca varacağını da düşünmüyoruz. PKK’nin silahlı durumunda bir aşama kat edilse bile Kürt meselesi yine o mağduriyetler tablosu olarak önümüzde durmaya devam edecek ve bu meseleler er geç bütün muhatapları ile konuşulmak zorunda kalınacaktır.”

Halk karşılığı bulunan camiaların akil insanlar komisyonuna dahil edilmemesi ihmal olarak değerlendirildi

Akil insanlar heyetinin listesi ile ilgili değerlendirmede bulunan Özdemir, “Akil insanlar komisyonu tecrübe edilmiş bir girişim, bir pratik özellikle benzer durumların yaşandığı Güney Afrika gibi yerlerde barış süreci dediğimiz bu tür süreçlerde akil insanlar komisyonu hakikatleri araştırmak komisyonu gibi komisyonlar oluşturulmuş ve bu komisyonların uygulamalarında başarı sağlanmıştır. Dolayısıyla Türkiye’nin bu tür bir pratiğe başvurmasını doğru buluyoruz. Ancak akil insanlar komisyonunun iki misyonu olduğunu düşünüyorum. Birinci misyonu: süreçle ilgili halkı bilgilendirmek ve halkı rahatlatmak, süreçle ilgili halkın nabzını tutmaktır. İkinci misyon ise: Farklı kitlesel tabanı bulunan kesimlerden temsilci bulundurmak suretiyle hükümetin bu temsilciler üzerinden o kitleleri o camiaları bilgilendirmesi dolayısıyla sürecin şeffaf yürümesi sağlaması olarak değerlendirebiliriz. Bu anlamda akil insanlar komisyonuna biz sadece birinci misyonun yüklendiğini görüyoruz. Medyaya yansıyan demeçlerden de bu anlaşılıyor. Akil insanlar komisyonu halk nezdinde belli bazı bölgelerde, belli bazı çevrelerde sempatik bulunan, karşılıkları olan sözünün dinlenilirliği anlamında karşılığı bulunan insanlardan oluşan bir komisyondur. Biz bu komisyonun halkın nabzını tutma anlamında başarılı olabileceğini düşünüyoruz. Halkı bazı alanlarda rahatlamak ve süreçle ilgili bilgilendirerek başarılı olabileceklerini ancak ikinci misyonun ihmal edildiğini düşünüyoruz. Eğer sürecin daha iyi düzeyle bir başarı ile yürütülmesi isteniyorsa halk karşılığı bulunan camiaların, çevrelerin, sivil toplum kuruluşların, cemaatlerin temsilcilerinin de içinde yer almasıyla o camiaların birinci elden haberdar edilmesi gerekir. Şuanda bunun ihmal edildiğini görüyoruz. Akil insanlar komisyonuna seçilen 63 isme bakıldığında bunların büyük çoğunluğunun hükümete yakın insanlar olduğunu, hükümetin politikalarını, uygulamalarını neredeyse tamamen destekleyen olarak bilinen insanların olduğunu görüyoruz. Bunların sadece bir kısmının hükümet muhalifi denilebilecek insanlar olduğunu düşünüyoruz. Dolayısıyla elbette hükümetin bu komisyon üzerinden bazı istismarlarda bulunması mümkündür. Biz bunun olmamasını ümit ediyoruz.”

“İsrail, yarım ağızlık özür dilemiştir”

İsrail’in Mavi Marmara olayı ile ilgili özür dilemesi hakkında görüşlerini de açıklayan Özdemir, İsrail’in iki sene sonra özür dilemesini tamamen konjonktürel bir siyasal girişim olarak değerlendirilmelidir. İsrail tamamen politik bir atakta bulunmuştur. Bölge koşullarının değişmesi dolayısıyla bir tür aslında yarım ağızla diyebileceğimiz bir özür dilemiştir. Biz gerek halkımızın ve gerekse hükümet yetkililerin bu tür bir siyasal girişimle aldanmaması gerektiğini düşünüyoruz. İsrail eski konumunda uzaklaşmış, terk etmiş değildir. Hala işgalci, hala zalim ve hala bölgeyi huzursuz eden bir pozisyondadır. Dolayısıyla İsrail ile ilgili tavrımızda herhangi bir değişiklik olacak değildir.”

Hüda Par, yerel seçimlere girecek mi?

Son olarak 2014 yılında yapılacak yerel seçimler ile ilgili görüşleri alınan Özdemir, “Parti olarak şuan yoğun bir şekilde teşkilatlanma çalışmaları içerisindeyiz. Yakın zamanda resmi olarak kuruluşumuzu bildirdik. Yoğun bir şekilde teşkilatlanmamızı kurmaya çalışıyoruz. Hüda Par olarak seçime girmemiz için yerel seçimlerden altı ay önce Türkiye’nin il sayısının yarısından fazlasında teşkilatlanmamız lazım. Biz şuanda o hedefe ulaşmaya çalışıyoruz. Haziran ayı sonlarında Ankara’da büyük kongremizi yapacağız. Haziran’a kadar Türkiye’de en az 41 ilde teşkilatlanmamızı tamamlamamış isek büyük kongreden sonra kalan il sayımızı tamamlamayı hedefliyoruz ve parti olarak yerel seçimlere girmeyi düşünüyoruz. Parti olarak teşkilatlandığımız her ilde mi seçimlere gireceğiz yoksa kazanma şansımızın yüksek olduğu yerlerde mi seçimlere gireceğiz konuları partimiz bünyesinde henüz karara bağlanmamış müzakereleri devam etmektedir. Şu aşamada bir şey söylemek için erken. Bir başka parti ile ittifak olabilme hususu henüz gündemimizde olan bir şey değildir. Şuan tamamen parti olarak kendi başımıza, kendi imkânlarımızla seçime girmeye yönelik bir çalışma içerisindeyiz.”

SOLHAN HABER







Bu haberin geldigi yer: Bingöl SOLHAN -
http://www.solhan.net

Bu haber icin adres:
http://www.solhan.net/modules.php?name=News&file=article&sid=3405