online pharmacy without a prescription
Bingöl SOLHAN - - Tavz-Der'den Akillere Rapor


Tavz-Der'den Akillere Rapor
Tarih: 21.05.2013 Saat: 22:48
Konu: Bingöl Haberleri


11 Mayıs Cumartesi Günü Bingöle gelen Doğu Anadolu Akil Adamlar Heyeti Şelale Park Restourantta Bingöl'deki STK'larla bir araya Geldi. Toplantıya davet edilen Tavz Kültür Sanat ve Kalkınma Derneği hazırladığı raporu Akil Adamlar heyetine sundu.

Tavz-Der'in heyete sunduğu raporun özeti şu şekilde:

Her şeyden Önce bütün Anadolu’yu kapsayan bir “İslam Şemsiyesi” açılmalı ve sorunlar bu şemsiyeden yansıyan ışıkla masaya yatırılarak çözüme kavuşturulmalıdır.

Ülkemizin Sosyal, Siyasi ve ekonomik sorunlarının çözümü büyük ölçüde demokratikleşmeye dayanıyor. Demokratik bir toplumda milli birlik ve aynı coğrafyayı ülke olarak görme duygusu temel asgari müşterek kabul edilmelidir. Bu duygu ülkenin doğusunda ve batısında geniş toplumsal kitleler tarafından konuşulup tartışılmalı ve anlatılmalıdır. Etnik vurgularla birilerinin kendilerini bu ülkenin gerçek sahibi görüp diğerlerini öteki görerek “Ya sev, ya terk et!” anlayışı ile hareket etmesinin düşman üreten bir ideolojik saplantı olduğu ülkenin batısındaki vatandaşlara anlatılmalıdır. Bu bağlamda ülkenin bütün bireylerinin kendilerini eşit vatandaş görebilmesi sağlanmalıdır.

Öldürmeye ve bölmeye çalışanlar, bu ülkede sadece acıların, sevinçlerin, mutluluğun ve refahın bölüşüleceği; medeniyetimizin, ülkemizin, kardeşliğimizin güçlenerek gelecekte güzel günler yaşayacağımızı görmelidirler. Bu güne kadar yaşanan acılar için bedel ödeyenlerin şunu bilmesini istiyoruz ki; Bu yarayı sarmak için başlatılan süreçte canımızı ortaya koymak pahasına bedel ödemeye hazırız.

Anadolu'yu kendisine mesken kılan medeniyetin farklı kimliklerin ortak mücadelesiyle kurulduğunun bilinmesini istiyoruz. Türkler Anadolu’ya geldikleri zaman Kürtler zaten bu coğrafyada yaşıyorlardı. Türklere Anadolu kapısını açan Malazgirt, Türk-Kürt kardeşliğinin ortak iradesi olarak tarihteki yerini almış ve o birliktelik son asrın ırkçılık hastalığı ile sekteye uğratılmıştır. Özgürlük ve medeniyet değerlerine yönelmiş saldırıya karşı birlikte savaşan medeniyet mensuplarını birbirlerine düşman hale getiren oyunu bozmaya yönelik süreci sonuna kadar destekliyoruz. Bu gerçeğin anlaşılması için Ülkenin doğusunda ve batısındaki akil insanlarla sınırlı olmayan, bütün toplum kesimlerini kapsayan bir seferberlik başlatılmalıdır.

Eğitim kurumlarında, ailede ve sokakta çocuklarımıza, bir ırkın üstün özellikleri ve kahramanlıklarından ibaret bir tarih öğretmek yerine irfanla yoğrulmuş, basiret iklimi ve ilimle bezenmiş, feraset sahibi, demokrasiyi içselleştirmiş nesiller yetiştirilmelidir. Bu bilince sahip nesiller yetiştirecek öğretmenler yetiştirilmeli, eğitim sistemi bu amaca hizmet edecek bir yapıya kavuşturulmalıdır.

Kendi vatandaşına hiçbir ayırım yapmadan, hizmet eden, hürmet eden bir devlet; bölmek isteyenlerin, bölücülerin, bölgecilik yapanların heveslerini kursaklarında bırakacaktır. Bu yanlıştan dönülmesi sorunu büyük ölçüde çözecektir. Yaşanan acıların unutulması ise zamanla olacaktır. Gelecekte aynı kirli senaryoların bu coğrafyada yeniden sahneye konmaması için, birlikte yaşama iradesini zirveye taşıyan köklü bir toplumsal mutabakatın yeniden hayata geçirilmesi gerekmektedir. Bunu yapacak olan da hükümet ve devlettir.Çözüm sürecini içerden sabote edebilecek Ergenekon türü yapılanmalara fırsat verilmemesi için mevcut kararlılıktan taviz verilmemelidir.

Yoksul ve yoksun ailelerin çocuklarına yönelik teşvik açılımları yapılmalıdır. Bölgenin kalkınabilmesi için hayvancılık başta olmak üzere ekonomik canlılık getirebilecek yatırımlar için, teşvik ve benzeri alanlarda pozitif ayrıcalıklar uygulanmalıdır.

 Çalışma koşulları zor bölgelerde çalışan kamu görevlilerine teşvikler verilmeli, bu bölgede çalışmaya istekli hale getirilmelidir. Yıllardır süren çatışmalardan dolayı kalkınmadan mahrum kalan bölgenin sosyolojik ve ekonomik dezavantaj suratla giderilmelidir.

  Bölgede turistik özelliğe sahip yerlerde iç ve dış turizm faaliyetleri arttırılarak, hem normalleşmenin sağlanması hem de istihdam oluşturacak projeler hayata geçirilmelidir.

Şiddet çağrısı ve hakaret içermeyen her türlü fikir ve eylem, düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmeli ve buna ilişkin Anayasal güvence sağlanmalıdır.

Yazılı ve görsel medyada bölgede yaşanan olayların sunum tarzı, ayrıştırıcı, kışkırtıcı ve karalayıcı niteliğe sahiptir. Bu bölgelerde yaşanan olumsuz olayların yanı sıra birçok kültürel faaliyet bulunmasına karşın kitle iletişim araçları bu faaliyetlerle bölgeye ilişkin olumsuz algı oluşmasını önleyici sorumluluğu ile yayın yapmalıdır.

Bölge sorununun geniş kitleler tarafından anlaşılması, kardeşlik duygusunun pekiştirilmesine katkı sunacak temaları içeren filmler yapılmalı, bu kapsamda yapılan çalışmalar teşvik edilmelidir.

 Vali ve Emniyet müdürleri başta olmak üzere idareciler, sivil toplum kuruluşları ile daha güçlü bir iletişim içerisinde olmalıdır.

Gençlik ve Spor Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın işbirliği ile spor tesislerinin yapılması, yetenekli sporcuların tespiti ve yönlendirilmesi, amatör sporcuların desteklenmesi sağlanmalıdır.

  Siyasi parti liderlerinin birbirlerine karşı toplumsal uzlaşı ve hoşgörüye katkı sunacak jestler, iltifatlar ve davranışlar sergilemeleri beklenmektedir. Liderlerin birbirlerine karşı sert eleştirileri, tabanda birbiriyle kavgalı toplumsal kesimler oluşturmaktadır.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı gibi Bakanlıkların merkez ve taşra teşkilatları teröre neden olan etkenleri ortadan kaldırmak ve terörün izlerini silecek strateji belgelerini üretmeli hükümet bu belgelerin gereğini yapmalıdır.
Koruculuk sistemi kaldırılmalı, mevcut korucular durumlarına uygun kurumlarda istihdam edilmelidir. Doğu ve Güneydoğu komşularımızla ticaret hacmini artırmak amacıyla sınır ticareti geliştirilmelidir.

Çözüm süreci, terör örgütünün dışında sivil ve siyasi alanda faaliyet yürüten kesimlerin de dâhil edilmesiyle yürütülmelidir. Zira PKK ve siyasi uzantıları, Kürt toplumunun büyük bir kısmını temsil etmemektedir.

 Çözüm sürecinde, cumhuriyetin ilk kuruluşundan itibaren Türklük dışında etnik kökenlere mensup olanlar ile İslam’ı referans alanlara yönelik uygulanan baskıcı ve inkârcı politikalar, özellikle Türk halkına iyi anlatılırsa sürece ilişkin destek daha da büyüyecektir.

Sürecin hassasiyeti dikkate alınarak, tarafların birbirlerini zor durumda bırakıcı demeç vermelerine müsaade edilmemelidir. Bu minvalde herkes gereken özeni göstermelidir.

Birçok şeyin ayırdında olmayan ilköğretim çağındaki çocuklarımıza, halen andımızın okutulması bir utanç tablosudur. Bu utanca, behemehâl son verilmelidir.

Türkiye’de Kürt toplumunun yaşadığı tek sıkıntı etnik sorunlar değildir. Etnik sorunun yanında en az o kadar önemli olan sorunlardan biri de devletin Sünni-Hanefi-Maturidi kimliğini, çoğunluğu Sünni-Şafii mezhebine mensup olan Kürtlere dayatmasıdır. Bu nedenle din hizmetlerini yürüten diyanet yeniden yapılandırılmalı, bünyesinde Şafii bölgelerine hitap edebilecek basın, yayın ve idari hizmet birimi oluşturulmalıdır. Bölgeye gönderilen imam, vaiz ve müftülerin ya Şafii olmaları ya da bu mezhebin dini mirasında hâkim ve müdahaleci yapıları olmayan kişilerden seçilmeleri sağlanmalıdır.

  Terörün beraberinde getirdiği temel sorunlardan biri de koruculuk sistemidir. Koruculuk sistemi, terörle mücadele boyutunu aşarak aşiretlerin birbirlerine karşı silahlanmaları gibi tehlikeli bir boyutu da beraberinde getirmiştir. Çözüm sürecinin sağlıklı işlemesi ve mezkûr tehlikenin bertaraf edilmesi için bu sistem kaldırılmalıdır. Fakat koruculuk sistemi kaldırılmadan önce de, muhakkak bu kişilerin sosyal ve ekonomik sorunları çözülerek beraberinde sistem kaldırılmalıdır. Aksi takdirde yeni sorunlar ortaya çıkabilecektir.

Silahlara yeniden varlık verebilecek tüm yollar kapatılmalıdır. Bunun için ülkenin iç barışını temin edecek demokratik adımlar, hızlıca devreye sokulmalıdır. Bu nedenle yeni anayasa yaşamsal bir zorunluluğa sahiptir. Şiddet içermeyen bütün görüşlerin serbestçe ifadesini ve temsilini sağlayabilecek siyasi adımlar atılmalıdır. Bu bağlamda baraj daha aşağı makul bir düzeye çekilmelidir.

Terörün kol gezdiği yıllarda yaşanan kimi üzücü olaylar, terörle mücadelede hafızaları sürekli canlı tutabilmek amacıyla yıllık anma programlarına alınarak her yıl canlı tutulmak istenmektedir. Bu olayların hiçbirinde bölge halkının biri dahli olmamıştır. Hatta bu olayların en önemlileri arasında yer alan 33 askerin şehit olduğu hadisenin sır perdesi hala aralanmamıştır. Fakat bu acı olaylara dair acıları sürekli tazeleyebilecek anma programları sadece insanların yüreklerindeki kini artıracaktır. Helalleşme adına, yeni bir Türkiye adına birbirimize acılarımızı hatırlatabilecek anma programları ya tamamen kaldırılmalı ya da temsili bir düzeye indirgenmelidir.

Etnik temeli değil, insan hakları, insan onuru ve ifade özgürlüğü esas alınarak temel hak ve hürriyetler çerçevesinde hazırlanan bir anayasayla bu süreç desteklenmelidir.

Anadolu coğrafyasının tarihinin resmi ideoloji eksenli yazılmasından kaynaklanan ayrıcı dil terk edilmeli ve gerçek-yaşanmış tarihin milli birlik ve kardeşlik perspektifi ile yeniden yazılması noktasında bir algı ve hedef ortaya konmalıdır.

Tavz-der olarak, kanın akmasını engelleyen, teröre son veren ve beraberinde yeni bir Türkiye oluşturmayı hedefleyen bu süreci koşulsuz destekliyoruz. Bir sivil toplum kuruluşu olarak bu sürece destek verebilecek bilgilendirmeleri temsil ettiğimiz kitleye sürekli anlatıyoruz. 

tavzder.net







Bu haberin geldigi yer: Bingöl SOLHAN -
http://www.solhan.net

Bu haber icin adres:
http://www.solhan.net/modules.php?name=News&file=article&sid=3418